Dünyada Yaşam Süresi Artıyor Ancak Önlenebilir Ölümler Hala Yüksek

Dünyada Yaşam Süresi Artıyor Ancak Önlenebilir Ölümler Hala Yüksek
Küresel yaşam süresi tarihte hiç olmadığı kadar uzadı. 1950’den bu yana ortalama yaşam beklentisi 20 yılın üzerinde arttı, ölüm oranları ise üçte iki azaldı. Ancak bu ilerleme her yerde eşit değil. The Lancet’te yayımlanan ve Berlin Dünya Sağlık Zirvesinde sunulan Küresel Hastalık Yükü (GBD) araştırması, bu çelişkiyi gözler önüne seriyor: İnsanlar daha uzun yaşıyor, fakat bu yıllar her zaman daha sağlıklı geçmiyor.


Gençler Arasında Yükselen Riskler


Araştırmaya göre, özellikle Kuzey ve Latin Amerika’da 20-39 yaş arası genç yetişkinlerin ölüm oranları artıyor. Uyuşturucu, alkol ve intihar vakaları bu yaş grubundaki ölümlerin başlıca nedenleri arasında. Afrika’nın Sahra Altı bölgesinde ise tablo farklı: bulaşıcı hastalıklar ve kazalar hala en büyük tehdit. GBD raporunu yöneten Dr. Christopher Murray (IHME), bu eğilimin yeni bir küresel sağlık dönemi başlattığını belirterek, “Elde ettiğimiz veriler hükümetler için bir uyarı niteliğinde; hızlı ve stratejik bir yanıt verilmezse, genç nesiller ciddi tehlike altında kalacak.” dedi.


Çocuk ölümleri beslenme, aşılar ve sağlık hizmetlerindeki ilerlemeler sayesinde büyük ölçüde azalmış durumda. Ancak bu başarı, gençlik dönemine gelindiğinde yerini sosyal, psikolojik ve davranışsal risklere bırakıyor. Yani modern toplumlarda tehlike, artık virüslerden çok insan davranışlarında saklı.


Kronik Hastalıklar Zirvede COVID Geri Planda


Dünya genelinde ölüm nedenleri artık köklü bir değişim geçirdi. Bir zamanlar bulaşıcı hastalıklar ilk sıralarda yer alırken, bugün kalp hastalığı, inme ve diyabet başı çekiyor. 2021’de en büyük ölüm nedeni olan COVID-19, 2023’te 20. sıraya geriledi. Ancak bu ilerleme, başka bir sorunu doğurdu: kronik hastalıklar hızla yayılıyor. Diyabet, böbrek yetmezliği, Alzheimer ve HIV/AIDS oranları yükseliyor.


Bu tablo coğrafi eşitsizlikleri de derinleştiriyor. Zengin ülkelerde kadınların ortalama ömrü 80 yılın üzerindeyken, Sahra Altı Afrika’da pek çok kişi 40 yaşına bile ulaşamıyor. Yani yaşam süresi artık tıptan çok coğrafya ve sosyoekonomik koşulların bir sonucu.


Önlenebilir Ölümler ve Artan Ruhsal Kriz


Küresel ölümlerin neredeyse yarısı önlenebilir nedenlerden kaynaklanıyor. Yüksek tansiyon, hava kirliliği, obezite, sigara ve yüksek kan şekeri ilk sıralarda. Kurşun zehirlenmesi hala milyonlarca insanı etkiliyor; yakıt yasağına rağmen, toprakta ve ev eşyalarında birikmeye devam ediyor. Üstelik iklim değişikliği de yeni bir sağlık krizi yaratıyor: artan sıcaklıklar, kuraklık ve hava kirliliği özellikle Güney Asya ve Sahel bölgesinde ölüm oranlarını yükseltiyor.


Buna ek olarak, anksiyete %63, depresyon %26 oranında arttı. Şiddet, ekonomik belirsizlik ve yalnızlık genç yetişkinleri en çok etkileyen faktörler arasında. Birçok kişi erken destek alamadığı için bu psikolojik baskılar kronik hastalıklara dönüşüyor.


Sağlıkta Yeni Dönem: Yaşam Süresi Yerine Kalitesini Uzatmak


Araştırmacılar 310 binden fazla veri kaynağını inceleyerek bugüne kadarki en kapsamlı küresel sağlık tablosunu oluşturdu. Sonuç açık: Dünya uzun yaşamayı öğrendi, şimdi sağlıklı yaşlanmayı öğrenmek zorunda. Hükümetlerin tepkisel yaklaşımdan çıkıp önleyici sağlık politikalarına yönelmesi gerekiyor.


IHME’den Prof. Emmanuela Gakidou, düşük gelirli ülkelerde uluslararası yardımın azalmasının bu kazanımları tehdit ettiğini belirterek, “Bu ülkeler temel sağlık hizmetleri için küresel desteğe bağımlı. Fonlar azalırsa, son 50 yılın tüm ilerlemeleri tehlikeye girer.” uyarısında bulundu. Uzun ömür artık bir başarı göstergesi olmaktan çıkıyor; esas mesele, bu uzun ömrün nasıl ve ne kadar sağlıklı yaşanacağı.


Bu haberi paylas:
Paylas