Mavi Bölgeler Bir Efsane mi?

Mavi Bölgeler Bir Efsane mi?
Dünyanın dört bir yanında insanların 100 yaşını aşma oranının en yüksek olduğu iddia edilen "Mavi Bölgeler", on yıllardır sağlıklı beslenme ve sosyal bağların mucizesi olarak pazarlandı. Ancak UCL demografı Dr. Saul Newman tarafından yürütülen ve bilim dünyasında büyük yankı uyandıran yeni bir analiz, bu bölgelerdeki olağanüstü yaş verilerinin ardında biyolojik bir mucizeden ziyade, sistemsel hataların yattığını öne sürüyor. Newman'ın çalışmasına göre, Okinawa (Japonya), Sardinya (İtalya) ve Ikaria (Yunanistan) gibi bölgelerdeki centenarian (100 yaş üstü) yoğunluğu, kayıt tutma kusurları ve emeklilik yolsuzluklarıyla doğrudan ilişkili olabilir.


Araştırmanın çarpıcı bulgularından biri, 100 yaşını devirdiği iddia edilen bireylerin çoğunun aslında düşük gelirli, okuryazarlık oranının az olduğu ve suç oranının yüksek olduğu bölgelerde yaşamasıdır. Dr. Newman, bu durumun rasyonel beklentilerin tam tersi olduğunu; zira gerçek biyolojik uzun ömürlülüğün genellikle refah ve iyi sağlık hizmetleriyle paralellik gösterdiğini vurguluyor. Eldeki verilere göre, bu "uzun yaşam adalarındaki" yaşlılık rekorları, doğum belgelerinin eksikliği veya ailelerin ölen akrabalarının emekli maaşlarını almaya devam etmek için ölümleri bildirmemesi gibi sebeplerle şişmiş durumda.


Japonya hükümetinin 2010 yılında yaptığı bir inceleme, kağıt üzerinde 100 yaşın üzerinde görünen kişilerin %82’sinin aslında hayatta olmadığını ortaya koymuştu. Newman’ın analizleri, bu durumun münferit bir hata olmadığını, küresel bir örüntü olduğunu kanıtlıyor. Örneğin, dünyanın en yaşlı insanı olduğu iddia edilen bazı kişilerin üç farklı doğum gününe sahip olması veya kayıtların sadece yuvarlak rakamlardan (0 veya 5 ile biten yıllar) oluşması, verilerin güvenilirliğini temelinden sarsıyor. Bu durum, "Mavi Bölgeler" kavramının bilimsel bir gerçeklikten ziyade istatistiksel bir yanılsama olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.


Dr. Newman, popüler kültürde geniş yer bulan Akdeniz diyeti veya spesifik yaşam tarzı iddialarının bağımsız verilerle desteklenmediğini belirtiyor. Aksine, Okinawa gibi bölgelerin Japonya genelindeki en kötü sağlık göstergelerine ve en yüksek alkol tüketim oranlarına sahip olduğu dönemlerde bile "uzun yaşam merkezi" olarak tanıtılmaya devam ettiğini savunuyor. Bilim insanına göre, gerçek sır sebze tüketiminde veya sosyal çevrelerde değil; doğum belgesine sahip olmamakta ve ölümü sisteme kaydettirmemekte saklı olabilir.


2024 Ig Nobel Demografi Ödülü'ne layık görülen bu çalışma, demografi alanındaki verilerin "içeriden dışarıya çürümüş" olabileceği uyarısını yapıyor. Sağlıklı yaşam tavsiyeleri hala değerini korusa da, 110 yaşına ulaşmanın formülü olarak sunulan bölgesel mitlerin sıkı bir denetimden geçmesi gerektiği vurgulanıyor. Bilim dünyası şimdi, uzun yaşam üzerine inşa edilen devasa endüstrinin bu "sahte veri" suçlamaları karşısında nasıl bir savunma yapacağını merakla bekliyor.


Bu haberi paylas:
Paylas