Sivrisinek kaynaklı bulaşıcı hastalık sıtması, 2020 yılında yaklaşık 241 milyon klinik vaka ve 627.000 ölümle sonuçlandı. Hastalığın endemik olduğu bölgelerde yaşayan küçük çocuklarda ve hamile kadınlarda başlıca ölüm nedeni, yaygın olan Plasmodium falciparum'dur.
Bilim insanları, P. falciparum'un yaşam döngüsünün farklı aşamaları boyunca gen ifadesini düzenleyen mekanizmaları anlamaya isteklidir çünkü bu tür bilgiler, yeni antimalaryal tedavilerin keşfedilmesine yardımcı olabilir. Araştırmalarının odak noktalarından biri, hücreleri çekirdeğe sahip olan ökaryotların hücrelerinde bulunan uzun kodlamayan ribonükleik asit molekülleri olan "lncRNA'lar"dır. Kodlamayan birçok RNA, kanser ve nörolojik bozukluklarla ilişkilendirilmiştir. LncRNA'ların aynı zamanda genom yapısını ve gen ifadesini düzenlediği de bulunmuştur.
Riverside'daki California Üniversitesi'nde moleküler, hücre ve sistem biyolojisi profesörü olan Karine Le Roch liderliğindeki bir ekip, lncRNA'ların P. falciparum'da oynadığı rolü inceledi ve bir lncRNA'nın (lncRNA-ch14) cinsel farklılaşmayı kısmen düzenlediğini buldu.
Le Roch, “Artık P. falciparum'un cinsel farklılaşma da dahil olmak üzere yaşam döngüsü ilerlemesini durdurmak için belirli lncRNA'ları hedefleyebiliriz. LncRNA’ların P. falciparum'da farklı hücresel bölmelere dağıldığına dair kanıtlar bulduk. Lokalizasyonlarına bağlı olarak, bunların gen ekspresyonunu ve sıtma parazitinin yaşam döngüsü ilerlemesini düzenlemede önemli roller oynadıkları bulundu.” dedi.
Araştırma ekibi, P. falciparum'da 1.768 lncRNA tespit etti; bunların 718'i daha önce hiç tanımlanmamıştı. Ekip, bu yeni lncRNA'lardan bazılarının parazitin yaşam döngüsü ilerlemesi için kritik öneme sahip olduğunu doğruladı. Çalışma sonuçları Nature Communications'da okunabilir.
Sıtmayla Mücadelede Yeni Yaklaşım