Yeme Bozukluklarının Vücut Üzerindeki Uzun Süreli Etkisi

Yeme Bozukluklarının Vücut Üzerindeki Uzun Süreli Etkisi
Yeme bozukluklarının duygusal yükü yaygın olarak bilinse de, fiziksel sonuçlarının çok daha derin olduğu ve tedaviden yıllar sonra bile devam edebileceği ortaya çıktı. Yeni bir kapsamlı araştırma, yeme bozukluğu tanısı alan bireylerin, bozukluk kontrol altına alındıktan sonra dahi organ yetmezliği, kalp hastalığı ve kemik erimesi gibi ciddi sağlık sorunları açısından belirgin şekilde daha yüksek risk taşıdığını gösterdi. Pandemi sonrası artan vaka sayıları göz önüne alındığında, bu bulgular, yeme bozukluklarının etkisinin sanılandan çok daha uzun soluklu olduğunu gözler önüne seriyor.


İngiltere'deki ulusal veri tabanları kullanılarak on yıllık tıbbi kayıtların incelenmesiyle gerçekleştirilen çalışmada, yeme bozukluğu olan 10 ila 44 yaş arasındaki 24.709 kişi, yaş, cinsiyet ve doktor pratiği açısından eşleşen yaklaşık yarım milyon sağlıklı bireyle karşılaştırıldı. Çalışma, yeme bozukluğu tanısı alan kişilerin, tanıyı takip eden ilk yılda böbrek yetmezliği tanısı alma riskinin 6 kat, karaciğer hastalığı riskinin ise yaklaşık 7 kat daha yüksek olduğunu saptadı. Aynı zamanda, kalp yetmezliği riski 2 kat, diyabet riski 3 kat ve osteoporoz (kemik erimesi) riski ise 6 kat daha yüksekti. Beş yıl sonra bile böbrek ve karaciğer hastalıkları riskleri hala 2,5 ila 4 kat daha yüksek seviyelerde seyrediyordu.


Fiziksel risklerin yanı sıra, akıl sağlığı sorunları da çarpıcıydı. Yeme bozukluğu olan grupta ilk yılda depresyon riski 7 kat, kendine zarar verme (self-harm) riski ise 9 kattan fazlaydı. Bu riskler beş yıl sonra hafiflese de tamamen kaybolmadı. En dikkat çekici ve trajik bulgular ise ölüm riskleriyle ilgiliydi. Tanıdan sonraki ilk 12 ay içinde herhangi bir nedenle ölüm riski 4 kattan fazla, intihar dahil doğal olmayan nedenlerle ölüm riski ise 5 kat daha yüksekti. 10 yıl sonra bile, intihar riski ilk yıla göre neredeyse 14 kat daha yüksek kalarak, her 100.000 kişide ek 169 ölüme neden oluyordu.


Araştırmacılar, bu verilerin yeme bozukluklarının önemli uzun vadeli etkilerini tanımladığını ve birinci basamak sağlık hizmetlerinin bu durumdan iyileşmekte olan bireylere uzun süreli destek ve izleme sağlama konusunda daha büyük bir rol üstlenmesi gerektiğini vurguladı. Uzmanlar, hem fiziksel (nefroloji, kardiyoloji, endokrinoloji) hem de zihinsel sağlık hizmetlerinde daha yakın ve daha uyumlu bir yönetim yaklaşımına ihtiyaç duyulduğunu belirtti. McMaster Üniversitesi'nden uzmanlar da yayımladıkları bir başyazıda, yeme bozukluklarının yaygınlığına rağmen sonuçlarının yeterince fark edilmediğini ve tıp eğitiminde bu konuya daha fazla önem verilmesi gerektiğini dile getirdi.


Sonuç olarak, yeme bozukluklarının sadece kilo ya da yeme alışkanlıklarını değil, kalp, kemikler, böbrekler ve zihinsel sağlığı da etkilediği görülüyor. Sayılar, risklerin ne kadar erken yükseldiğini ve ne kadar yavaş düştüğünü gösteriyor. Bu durum, iyileşmenin hızlı bir dönüm noktası olarak görülmemesi gerektiğini ve yeme bozukluklarından etkilenen kişilerin, uzun soluklu, dikkatli ve istikrarlı bir bakıma ihtiyaç duyduğunu kanıtlıyor.


Bu haberi paylas:
Paylas