Bezelyeden Karabuğdaya: Artan Vakalar ve Yeni Düzenleme Çağrısı

Bezelyeden Karabuğdaya: Artan Vakalar ve Yeni Düzenleme Çağrısı
Gıda alerjileri artık yalnızca fıstık, süt ya da deniz ürünleriyle sınırlı değil. İngiltere’de son yıllarda bezelye proteini, karabuğday ve keçi sütü gibi daha önce risk grubunda sayılmayan gıdaların da ciddi alerjik reaksiyonlara yol açtığı gözlemleniyor. Uzmanlar, bu artışın mevcut yasa ve etiketleme standartlarını yeniden gözden geçirmeyi zorunlu kıldığını vurguluyor.


İngiltere nüfusunun yaklaşık üçte biri, yani 21 milyon kişi bir tür alerjiyle yaşıyor. 1998–2018 yılları arasında 100 binden fazla kişi gıda alerjisi nedeniyle hastaneye kaldırıldı, 152 kişi hayatını kaybetti. Mevcut yasa, 14 temel alerjenin (örneğin gluten, kabuklu deniz ürünleri, süt, yumurta, fındık, soya, hardal, susam vb.) ürün ambalajlarında belirtilmesini şart koşuyor. Ancak son veriler bu listenin artık yetersiz kaldığını gösteriyor.


Avrupa Alerji İzleme Ağı’nın 2002–2023 arasında raporladığı 3.000 anafilaksi vakası incelendiğinde, sekiz yeni gıdanın (keçi ve koyun sütü, karabuğday, bezelye, mercimek, çam fıstığı, kivi, elma ve bal ürünleri) en az %1 oranında ciddi alerjik reaksiyonlara yol açtığı belirlendi. Özellikle bitki bazlı diyetlerin artışıyla birlikte bezelye proteini, mercimek unu ve karabuğday gibi içeriklerin işlenmiş gıdalarda sıkça kullanılması, riskin fark edilmeden büyümesine neden oluyor.


Alerji ile intoleransın farkına dikkat çekiliyor: intolerans yalnızca sindirim sistemini etkilerken, gıda alerjileri bağışıklık sisteminin yanlış alarm vermesi sonucu ortaya çıkıyor ve kimi zaman hayatı tehdit eden anafilaksiye dönüşebiliyor. Bu durumda nefes darlığı, boğazda şişme, bilinç kaybı gibi belirtiler görülebiliyor ve acil müdahale gerekiyor.


Fiziksel risklerin ötesinde, alerjiler bireylerin yaşam kalitesini de ciddi biçimde etkiliyor. Özellikle çocuklar ve ebeveynleri, dışarıda yemek yerken ya da seyahat ederken yoğun kaygı yaşayabiliyor. Bu durum, sosyal hayatta kısıtlanma ve sürekli tetikte olma hali yaratıyor.


Çalışmalar ilerledikçe yeni alerjenler de keşfediliyor. Uzmanlar, güncel yasaların bu değişime ayak uydurması gerektiğini belirtiyor. Gıda güvenliği listelerinin güncellenmesi yalnızca bürokratik bir adım değil; toplum sağlığını korumak, gelecekteki acil durumları önlemek ve herkesin güvenle yemek yiyebilmesini sağlamak açısından hayati bir gereklilik olarak görülüyor.


Bu haberi paylas:
Paylas