Soya Yağı Vücut Kimyasını Değiştirerek Beklenmedik Kilo Alımına Yol Açıyor

Soya Yağı Vücut Kimyasını Değiştirerek Beklenmedik Kilo Alımına Yol Açıyor
Gündelik mutfaklarda, restoran yemeklerinde ve sayısız ultra işlenmiş gıdada kullanılan soya yağı, yaygınlığı nedeniyle sıklıkla fark edilmez. Ancak UC Riverside (UCR) tarafından yürütülen yeni bir dizi araştırma, bu sıradan malzemenin sadece kalori sağlamaktan öteye geçtiğini ve vücudun metabolizmasını beklenmedik şekillerde etkileyebileceğini gösteriyor. Araştırmalar, soya yağının ana yağı olan linoleik asidin vücutta işleniş biçiminin, bazı insanların neden aynı diyete diğerlerinden daha güçlü tepki verdiğini ve daha kolay kilo aldığını açıklamaya yardımcı olabileceğini ortaya koyuyor.


Araştırmada, yüksek yağlı soya yağı diyetiyle beslenen normal fareler önemli ölçüde kilo alırken, karaciğer proteininin (HNF4α) özel bir versiyonunu taşıyan genetiği değiştirilmiş fareler zayıf kaldı. Çalışmanın yazarlarından Sonia Deol, bu durumun, bazı insanların soya yağı açısından zengin bir diyetle neden daha kolay kilo aldığını anlamaya yönelik ilk adım olabileceğini belirtti. Genetiği değiştirilmiş fareler aynı miktarda yemelerine rağmen daha az yağ depoladı ve kan şekeri kontrolleri daha istikrarlı kaldı. Bu farelerin metabolizmasındaki farklılık, linoleik asidin vücut içinde oksilipinlere dönüşme hızının yavaşlamasıyla açıklandı.


Linoleik asidin vücutta oksilipin adı verilen küçük moleküllere dönüştüğü biliniyor ve bu moleküller soya yağı alımı yüksek olduğunda keskin bir şekilde artıyor. Normal farelerde kilo alımıyla yakından ilişkili yüksek düzeyde spesifik oksilipinler görülürken, genetiği değiştirilmiş fareler bu zararlı molekülleri çok daha az üretti. Araştırmacılar, farklı HNF4α protein formlarının linoleik asidi farklı kimyasal yollara ittiğini ve insanlardaki enzim farklılıklarının da aynı diyete verilen tepkilerin neden bu kadar geniş çapta değiştiğini açıklayabileceğini düşünüyor.


Metabolizma çalışmaları, genetiği değiştirilmiş farelerin mitokondriyal aktiviteyle bağlantılı moleküllerin daha yüksek seviyelerine sahip olduğunu gösterdi; bu da daha güçlü bir enerji kullanımına işaret ediyor. Normal farelerde ise soya yağı tüketimiyle temel enerji moleküllerinde düşüş gözlendi, bu da daha yavaş enerji dönüşümü ve dolayısıyla daha fazla yağ depolamaya eğilim anlamına geliyor. Ayrıca, normal farelerin karaciğerinde depolama yağları birikirken, genetiği değiştirilmiş farelerin karaciğerleri daha hafif ve daha az yağlı kaldı. Obezitenin en güçlü tahmincileri olarak belirlenen dört oksilipin, normal farelerde büyük artışlar gösterirken, dirençli farelerde artış yaşanmadı.


Araştırma, soya yağının kendisinin kötü olmadığını, ancak ABD'de ortalama günlük kalorinin neredeyse yüzde onunu oluşturan yüksek miktarlarda tüketilmesinin, vücudun başa çıkmak için evrimleşmediği metabolik yolları tetiklediğini öne sürüyor. Dr. Sladek, "Linoleik asidin kendisi ana sorun değil. Sorun, vücudun onu belirli oksilipinlere dönüştürmesinden sonra başlıyor" dedi. Bu oksilipinlerin metabolizmayı yağ depolamaya yönlendirdiğini ve vücudun bunları daha az ürettiğinde kilo alımının yavaşladığını belirten uzmanlar, aşırı soya yağı tüketimi ile olumsuz sağlık etkileri arasındaki bağlantının toplum tarafından bir an önce tanınması gerektiğini vurguladı.


Bu haberi paylas:
Paylas